Join for FREE | Take the Tour Lost Password?
[x]

deviantART

 
:iconampultayyip:

~ampultayyip

tayyipten haz etmeyen topluluk
ProfileGalleryPrintsFavesJournal

:: Erdoğan'a yanıt !

Thu Aug 30, 2007, 4:33 AM
:: Erdoğan'a yanıt
Bekir Coşkun’a “Vatandaşlıktan çık, git” diyen Başbakan’a köşe yazarları ne dedi?



Bekir Coşkun'a "Vatandaşlıktan çık, git" diyen Başbakan'a tüm köşe yazarları aynı ortak tavırla karşılık verdi: Demokrasi bu değil! Konuya farklı açıdan yaklaşan tek yazar ise Taha Kıvanç oldu.

Başbakan Tayyip Erdoğan'ın, "O benim cumhurbaşkanım değil" diye yazan gazeteci Bekir Coşkun'a "Öyleyse vatandaşlıktan çık, git" demesinin yankıları sürüyor. Bugün hemen tüm köşe yazarları, bu konuya ağırlık verdiler. Bekir Coşkun'la aynı görüşü paylaşmadıklarını belirtme ihtiyacı duyanlar yazarlar da, buna rağmen bir başbakanın böyle tepki göstermemesi gerektiğini belirtirken, konuya farklı açıdan yaklaşan tek yazar Taha Kıvanç oldu. Yeni Şafak'ta bu adla yazan Fehmi Koru, olayı "Post-Çölaşan Sendromu" olarak niteledi.

TOTALİTARİZM BU ZATEN
İsmet Berkan

'Ya sev ya terk et' sloganı, biliyorsunuz MHP'nin ve ona bağlı çalışan Ülkü Ocakları'nın sloganı.
Kimin vatanından kimi kovuyorsunuz?
Sizi beğenmeyenleri, eleştirenleri tek tek kovacaksanız, sizin bütün seçim dönemi boyunca eleştirdiklerinizden ne farkınız var? Bir totalitarizmin ilacı başka bir totalitarizm değildir ki, demokrasidir, çokseslilikten korkmamaktır. Çoğulculuğu bir hayat tarzı olarak benimsemektir.
Bu ülkede insanların elbette Cumhurbaşkanlarını, Başbakanları, bakanları, parti liderlerini beğenmeme hakları vardır.



TAHAMMÜL VE DEMOKRASİ
Hasan Cemal

Böylesi tepkiler, 'demokrasi kültürü'nün bir parçası değildir, olamaz.
Tahammülle, toleransla ete kemiğe bürünür demokrasi.
Bu ülkede eğer demokrasinin bir hayat tarzı olarak gerçekleşmesini istiyorsak...
Toplum ve devlet düzenine kutuplaşmanın değil, yumuşamanın damgasını vurmasından yanaysak...
O zaman Başbakan Erdoğan'ın da tepkilerine, söylemine özen göstermesinde, diline hakim olmasında yarar vardır.



ACI OLAN...
Ruşen Çakır

Başbakan'ın bir cümlesi Gül'ün verdiği tüm uzlaşı mesajlarına, yaptığı bütün siyasi parti ve sivil toplum kuruluşları ziyaretlerine gölge düşürdü, onun imajını ciddi bir şekilde zedeledi. Bu hasarı kimin, nasıl ve ne derece tamir edebilecegiyse şupheli. Gül bunu yapabilir mi? İmkansız değil ama çok zor.
"Başbakan aslında şunu demek istedi" gibi teviller de bu saatten sonra pek işe yaramaz. Bu nedenle AKP liderinin açık, net ve tatminkar bir düzeltme yapması, hatta özür dilemesi kaçınılmaz gözüküyor.
Acı olan Erdoğan'ın, demokrasiye aykırı olduğu tartışmasız olan bu sözlerinin, demokrasiden hiç de haz etmediklerini bildiğimiz bazı kişi ve çevreler tarafından fütursuzca kullanılıyor ve kullanılacak olmasıdır.



MASKE DÜŞTÜ
Oktay Ekşi

Görüyorsunuz, Mersin'de kendisine soru yönelten vatandaşa "Al ananı git!" diyen kişi aynen orada duruyor.
Bekir'e mi, o mülakatı yapan Uğur'a mı yoksa Erdoğan'a mı teşekkür etsek bilemiyoruz. Çünkü bu cümle sayesinde Başbakan Erdoğan maskesiz dolaşmaya başladı.
Aksi halde sevgili halkımız Erdoğan'ın 22 Temmuz 2007 akşamı seçim sonuçları belli olunca yaptığı, "hoşgörülü olacağız" temalı konuşmaya inanmaya devam edecekti.



SÜRGÜNE GÖNDERİN
Sedat Ergin

Bu durumda hangi Recep Tayyip Erdoğan'ı esas almamız gerekiyor? 22 Temmuz gecesi Türk halkına "demokratik nezaket" taahhüdünde bulunan, farklılıklara tahammül edeceği mesajını veren Erdoğan'ı mı? Yoksa; Tam bir ay sonra 20 Ağustos gece yarısı TV mülakatında sinirlerine hâkim olamayı;P birden patlayan ve kendisine muhalif olan bir gazetecinin vatandaşlıktan çıkarılması gerektiğine hükmeden Erdoğan'ı mı?
...Bütün bu işaretler "iktidarı taşıma" meselesinin AKP'nin yeni dönemdeki en önemli sorunu olacağını gösteriyor.
Allahtan Başbakan Erdoğan'ın muhalif gazetecileri sürgüne gönderebilme gibi bir yetkisi yok.



YOK CANIM!
Özdemir İnce

Bu kabadayılığa benim uygar vatandaş tepkim: Sahi mi? Yok canım!
Başbakan Erdoğan, kendine demokrat olduğunu, vatandaşı adam yerine koymadığını, insanlık kumaşının demokrasi ipliğiyle dokunmadığını, biat ve itaat kültürünün kemiklerine kadar işlediğini onlarca kez kanıtladı.
Erdoğan kendini tarikat şeyhi, vatandaşları da mürit sanmakta. Benim bildiğim Bekir Coşkun kimsenin müridi değil. Laik bir cumhuriyetçi, laik cumhuriyetin herkesle eşit bir vatandaşı. Uygar bir başbakan, düşünceyi açıklama özgürlüğünü ve eleştiri hakkını kullanan bir vatandaşa "Vatandaşlıktan çık!" diye posta koyamaz. Sırası gelmişken söyleyeyim: Sadece devlet değil, vatandaşlar da laik olur, olabilir.



AĞIR GÜNDEM
Taha Kıvanç

Tayyip Bey'in tepkisi ağır değil mi? Ağır olmasına ağır tabii. Bunu Bekir Coşkun'un eşi olan hanımefendinin Fransız asıllı olduğu bilgisiyle, yazana takılmak için de söylemiş olabilir Başbakan... Ancak o tepkiye sebep olan yazı, Başbakan Erdoğan'ın verdiği tepkiden çok ama çok daha 'ağır' değil mi? Anayasaya uygun biçimde TBMM tarafından seçilecek kişiden "Benim cumhurbaşkanım olmayacak" diye söz etmek ne demek?
Medyanın şu sıralarda izlediği çizgi çok ilginç; buna ';post-Çölaşan sendromu' teşhisi koyuyorum ben... Yakınlarda Hürriyet'le ilişkisi kesilen Emin Çölaşan, Doğan Medya Grubu'nda belli bir okur talebine cevap veriyordu; onun ayrılığıyla o kontenjan boş kaldı. Boşluğu manşetleriyle doldurmaya çalışıyor ana ve kardeş gazeteler; yazarların kendilerini biraz daha serbest hissettikleri de hemen fark ediliyor.
...Medya açısından ilginç bir döneme girdiğimiz tartışılmaz.



ALLAH KORUSUN
Güngör Mengi

İleride Bekir Coşkun'un bile cumhurbaşkanı olma şansı, fırsatı olabilir.
Ama güvensizlikle sakatlanmış bir cumhurbaşkanı adayını, Anayasa'ya ve cumhuriyetin temel değerlerine sahip çıkması için kendi üslubuyla tahrik etmekten başka kusuru olmayan bir yazarı vatandaşlıktan kovmayı velev ki hayal eden ve bunu ağzından kaçıran bir başbakan?..
Ona Allah selâmet versin! Ülkesini de Allah korusun!



BAVULLARI HAZIRLAYIN
Yılmaz Özdil

Peki, yolculuk ne zaman?
İki küçük pürüz halledilir halledilmez...
Anayasa, madde 66.
"Türk Devleti'ne vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür."
Anayasa, madde 23.
"Vatandaş sınır dışı edilemez ve yurda girme hakkından yoksun bırakılamaz."
Niye harıl harıl "sivil" anayasa hazırladıklarını zannediyorsunuz...
Belli ki, bu iki madde burundaki "sivilce..."
SıkIp attıklarında, tamamdır!



LİDER GAZA GELMEZ
Ali Saydam

İktidarda bu kadar sağlam oturan bir lider böyle gaza (provokasyona) gelmez... Çok daha fazla hoşgörü sergiler. Tehdit yoktur çünkü ortada... Bırakın, bir köşe yazarı ne diyorsa desin. Siz işinize bakın...



O GÜN GELDİĞİNDE...
Mehmet Yılmaz

Geçmişte varlığımızdan hoşlanmayanlara nasıl kafa tutup, ülkemizi terk etmedikse, şimdi de terk etmeyeceğiz elbette.
Gün gelecek geçmiştekilerin öğrendiği gibi, bugünkü iktidar sahipleri de demokrasinin nasıl bir şey olduğunu öğrenecekler.
O gün geldiğinde onlar gibi "Araplara benzemeye çok heves ediyordunuz, hadi gidin Arabistan'a" da demeyeceğiz elbette.


RTE'den inciler

Thu Aug 30, 2007, 4:32 AM
12.5.1994 hürriyet gazetesi "ata'ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok"

17.9.1994 cumhuriyet gazetesi "bütün okullar imam hatip yapılacak"

21.11.1994 milliyet gazetesi "elhamdülillah şeriatçıyız"

14.11.1994 hürriyet gazetesi "her 10 kasım'da yaygara kopartılıyor"

19.12.1994 sabah gazetesi "yılbaşına karşıyım"

22.1.1997 gözcü gazetesi "ben tekkeye değil dergaha gittim"

1.5.1996 hürriyet gazatesi "içki yasaklansın"

akis gazetesi "istanbul'u medine yapacağız"

15.5.1995 sabah gazetesi "sarık operasyonu çok komik"

8.1.1995 hürriyet gazetesi "ben istanbul'un imamıyım"

6.3.1996 hürriyet gazetesi "mayo reklamı şehvet sömürüsüdür"

29.9.1994 hürriyet gazetesi "milli piyango zulümdür"

25.6.1994 "yeşil (kaldırım rengi) medeniyettir"

9.5.1995 milliyet gazetesi "sadece imamlar resmi nikah kıysın"

belediye başkanlığı yaptiği dönemde belediye meclisinin her açılışı istiklal marşı yerine kuran okunarak yapılmıştır. yine böyle bir dualı açılıştan sonra şunu söylüyor.
"ben türkiye büyük millet meclisi'nin de dua ile açılmasından yanayım"

1.7.1994 "taksim'deki caminin temelini inşallah atacağız"

5.2.1996 akit gazetesi "cumhurbaşkanı'nın imam hatip li olacağı günler yakındır"

"türkiye kendine din olarak kemalizmi almış ve başka hiçbir dine hayat hakkı tanımayarak kitlelere zorla dikte ettirmiştir..."

"türkiye'nin yarınında artık kemalizme ve kemalizm benzeri rejimlere, sistemlere yer yoktur. kemalizmin yeniden kendini üretmesi söz konusu değildir. bizim için en üst belirleyici, islam'ın etkileridir. her şey ona göre belirlenir"

"camiler kışla, minareler süngü, kubbeler miğfer, müminler askerimizdir."

"demokrasi bizim için bir amaç değil, araçtır. amacımıza ulaşana kadar demokrasiye bağlıyız."

"demokrasi bizim için bir tramvaydır. istediğimiz durağa gelince ineriz."

islamcı bir miting sırasında halka seslenirken;
"yolumuzun ortasında inek oturmuş, yolumuzu kapatıyor, menzile ulaşmamızı engelliyor.
ineği yolumuzdan önce lafla, usul usul, sonra evvelallah sizlerin yardımıyla, artık nasıl olursa, nasıl denk gelirse kaldıracağız."

"türkiye'yi eyaletlere bölmek lazım. merkezi yönetimin bir takım yetkileri bunlara verilmelidir. belediye başkanları da bu konuda en yetkili olmalıdırlar. o bölgelerdeki her türlü eğitimde bunlara bırakılmalıdır." bölücü değil birleştirici olduğunu iddia eden biri için ne kadar gerekli ve anlamlı bir cümle.

"hem laik, hem müslüman olunmaz. ya müslüman olacaksın, ya laik. ikisi birarada olunca ters mıknatıslanma yapar. mümkün değil, ikisi birarada olamaz."

"referansımız islam'dır. tek hedefimiz islam devleti'dir."

"sen "ne mutlu türküm diyene" dersen, onun da "ne mutlu kürdüm diyene" deme hakkı vardır."

"1.5 milyarlık islam alemi, müslüman milletimizin ayağa kalkmasını sabırsızlıkla bekliyor. kalkacağız, bu ayaklanma başlayacak."

"egemenlik kayıtsız şartsız milletindir lafı koskoca bir yalan, egemenlik kayıtsız şartsız allahındır."

"türkiye'yi pazarlıyorum. bizim için verilecek para önemlidir. her şeyi pazarlar satarız, parayı veren düdüğü çalar."

"bir tutturmuşlar laiklik elden gidiyor diye, millet isterse tabii ki gidecek be."

kars'ta akp toplantısında kadınlarla erkeklerin, ayri ayrı yerlerde oturtulmasını eleştiren gazeteciye;
"kadın nereye isterse oturur, sana ne yaa! ayı;p yaa!"

"türkiye'de kürt sorunu vardır. bunu türkiyelilik kavramıyla çözmeliyiz. türkiyeli kimliği her vatandaşın üst kimliği olmalı, türk kavramı da alt kimlik olarak değerlendirilmelidir. isteyen isterse yine ben türküm derse desin"

avusturya'nın ankara büyük elçisine; "fazla içmedin değil mi, ağzin içki kokuyor"

"suriye'yi lübnan'dan çıkardıkları gibi, bizi de kıbrıs'tan çıkartırlar. birileri bize çık der, kuzu kuzu çıkarız."

"ben müslümanım diyenin, aynı zamanda laikim demesi mümkün değil"

seçim konuşmasında vatandaşa; "dur dinle be!.. dur dinle!.. 9 ay 10 gün be!.."

erzurum'da çiftçilere "yahu, bu millet yatı;p kalkı;p size mi çalışacak."

danıştay'ın verdiği türban kararından sonra, avrupa insan hakları mahkemesine ; "sana mı kaldı türban konusunda karar vermek, bu ulemanın işidir. ulema ne diyorsa o olur." "efendi sen kim oluyorsun, buna mecelle (şeriat hukuku) karar verir"

chp'li bir milletvekiline; "sallamaa.., elini kolunu sallamaa.., her yerin oynuyor be!"

abd gezisinde; "abd'de özgürlük anlayışı var ama benim ülkemde yok"

mersin'de bir vatandaşa; "ulan terbiyesizlik yapma! artistlik yapma ulan! hadi ananı da al git burdan"

ahmet necdet sezer tarafından onaylanmayan yüzlerce atamanın vekaletlerle yürütülmesi konusunda;
"biz hukuka aykırı bir şey yapmıyoruz. mecellede(şeriat hukuku) böyle bir kaide var."

şehit ailelerine; "askerlik yan gelip yatma yeri değil"

şehit annesini; "ne konuşacam ben o kadınla yahu!"

almanya'da kombassan holdinge para kaptıran bir vatandaşa; "söyleyin şu sahtekara ne istiyormuş"

yök başkanı prof.dr. erdoğan teziç'e "burası (kafasını göstererek) basmıyor. hayatında iki koyun gütmediği için bunu kavrayamıyor."

birleşmiş milletler tarafından tüm dünyada terörist ilan edilen ve aranan el kadı için; "kendisine kefilim, babam gibi güvenirim, ona kendime inandığım gibi inanıyorum."

terörist el kadı'yı eleştiren muhalefet üyeleri ve gazetecilere; "onları hoplatacağım"

kıbrıs davasının 50 yıllık lideri rauf denktaş'a "neyseki, yaşına başına saygı duyuyorum. ağzı olan konuşuyor be!"

"ulusalmış, milliyetçiymiş, ne milliyetçisi yahu, bunlardan olsa olsa saman milliyetçisi olur."

akp genel kongresinde "sanki maçta gibi bağırı;p çağırıyorlar, türkiye laiktir, laik kalacak diye, bunlar hoş şeyler değil."

çeşitli mitinglerde söyledikleri;
. şerefsizler
. bizim çocuklar aç mı kalsın be!
. kes ulan sesini
. sana üç nokta koyarım
. otur ulan oturduğun yerde, herşeye burnunu sokma

2002 seçimlerinden hemen önce ve başbakan olunca;" ben gelişerek değiştim."

başbakanlığının 4. yılında; "ben hiçbir zaman değişmedim. islami fikirler değişmez."

1980'li yıllarda recep tayyip erdoğan'ın atatürk, laiklik ve cumhuriyet'e karşı ettiği yemin;
"ben muhammed müslüman ümmetindenim. türkiye dinsiz, laik bir memleket haline gelmiştir. hayatımı mustafa kemal dinsizliği ile savaşa adayacağıma, türkiye'yi bir din ve şeriat devleti haline getirmek için mücadele edeceğime, kemal paşa zamanında çıkarılan dinsiz kanunların tatbikini önleyeceğime, kısa zamanda ümmet esasına dayanan, şeriat devletinin kurulması için çalışacağıma, dinim, allah'ım ve bütün mukaddesatım üzerine yemin ve kasem ederim."
recep tayyip erdoğan

Journal History

Site Map